Cafer Tufan YAZICIOĞLU – Yaşlılık Algısı Araştırması

 

TÜRKİYE’DE YAŞLILIK TAHAYYÜLLERİ VE PRATİKLERİ ARAŞTIRMASI

Emeklilik ve Hayat Sigortası şirketi AvivaSA Sosyal sorumluluk Projesi olarak Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri Araştırması yaptı. Araştırmayla ülkemizde orta yaş ve yaşlı nüfusun; yaşlılığı nasıl tarif ettiği ve nasıl tahayyül ettiği gibi sorularla yaşlılık algısını ortaya koymayı, yaşlılık tecrübeleri gibi konulara odaklanarak, olgusal durumu tespit etme hedeflendi. Araştırma bulguları Türkiye’nin bireysel ve toplumsal olarak yaşlanmaya hazır olmadığını, üstelik demografik dönüşüme hazırlıksız yakalandığını gösteriyor. Türkiye’de insanlar uzun zaman sonra yaşlanacaklarını düşünüyor, gelecek için plan yapmıyorlar. İstenmeyen bir olgu olarak uzak geleceğe ötelenen yaşlılık fikri, yaşlı kavramı ile ilgili negatif algılarla da besleniyor. Güzelliklerden çok negatif yönler konuşuluyor. Tüm sonuçlar, yaşlılık alanında daha çok çalışma yapılması gerektiğini teyit ederken, ülkemizde bu alanda ilk çalışmalar başlatan Türkiye Emekliler Derneği’nin vizyon sahibi olarak doğru yolda ilerlediğini de teyit ediyor.

Emeklilikle ilgili en büyük endişe geçim sıkıntısı yaşama fikri

Ülkemizde herkes emekli olmak istiyor, fakat emekliliğe hazır değiller, emekli olduktan sonrasına dair tahayyülleri sınırlı. Emeklilikle ilgili en büyük endişe geçim sıkıntısı yaşama fikri. Emekli olmanın iyi yönü olarak daha fazla kendine vakit ayırabileceği görüşü öne çıkıyor. Ancak daha fazla vakit ile ne yapılacağına cevap verilemiyor. Yalnız kalma korkusu hakim. Yaşlı nüfusumuzun refah seviyesi düşük. Aktif yaşlanma için hiçbir spor ve fiziksel aktivite yapılmıyor. Akıllı telefon ve sosyal medyaya adapte olunmuş. Yaşlılar evde daha çok vakit geçiriyor, sosyal hayata daha az katılıyor. Hızla düşen doğum oranları, azalan ölüm oranları ve göç dinamikleri bizi yaşlı toplum yapıyor. 1950’li yıllarda her on kişiden sekizi kentlerde yaşıyor. Fransa’da yaşlı nüfusun oranının % 7’den % 14’e yükselmesi için 115 yıl geçti. Aynı süre İsveç’te 85 yıl içinde tamamlayacak. Dünyanın en hızlı yaşlanan toplumlarından birisiyiz. Doğumda beklenen ortalama yaşam süresi Türkiye’de 78 yıl, AB ortalaması 80,6 yıl.

Eşitsizlik, eşitsiz yaşlanmaya da neden oluyor.

Türkiye’de çocuk yoksulluğu % 25 ler düzeyindeyken, ikinci sırada % 17 düzeyi ile yaşlı yoksulluğu geliyor. Eşitsizlik, eşitsiz yaşlanmaya da neden oluyor. Gelire dayalı olarak ortaya çıkan yoksulluk ve kötü yaşam koşulları, eşitsiz yaşlanmanın tüm göstergelerini etkiliyor. Eşitsiz gelir dağılımı, kuşaklar arası çatışmaya yol açarken, bu kuşaklar arası dayanışmayı da engelliyor. Araştırmaya göre Türkiye’de her on haneden yedisinin borcu var. Türkiye’de her on haneden yedisi yılda bir hafta tatil yapma imkanına sahip değil. Daha fazla standart dışı, yani geçici mevsimlik ya da yarı zamanlı istihdam yoksulluğa neden oluyor. İş güvenliği hızla azalıyor, kazançlar düşüyor, bunlar gelecekte kuşaklar arası çatışmaya yol açacak. Hane halkı bileşimi değişmekte, hane halkları da yaşlanmaktadır. Çekirdek aile oranı süratle artış gösteriyor. Gelir açısından daha avantajlı konumda yer alanların, diğerlerinden daha sağlıklı, sağlıkta ortaya çıkan eşitsizliğin yoksullukla yakından ilgili olduğu tespit edilmiştir. Maddi yaşam koşullarındaki kısmi iyileşmeler toplumsal açıdan yaşam kalitesinin eş zamanlı arttığını göstermektedir.

Toplumdaki ekonomik dalgalanmaların etkisi nedeniyle tüm yaş grupları gelecekten umutsuz.

Rapor, refah ve eğitim düzeyi düşük bir yaşlı nüfusumuz olduğu gerçeğini ortaya koyarken, yaşlı nüfusun henüz ayrı bir tüketici kategorisi olarak karşımıza çıkmadığı tespitinde bulunuyor. Toplumdaki ekonomik dalgalanmaların etkisi nedeniyle tüm yaş grupları gelecekten umutsuz. 65 yaş üstü nüfusta on yıl öncesine göre maddi durumunun daha kötü olduğunu belirtenler fazla. Harcamalar artarken, birikimler azalıyor. Şükretme kültürünün etkileri ile 65 yaş ve üstünde iyimser yaklaşım görülüyor. Kredi kartı kullanımındaki yükseklik kayda değer. Yatırım araçlarının kullanım oranları düşük. Giyim alışverişi sıklığı yaşla birlikte düşerken, seyahat etme sıklığı da düşüyor. Ev eşyası tüketiminde sadece beyaz eşya alışverişi yaşla birlikte artıyor. 65 yaş ve üstü grubun sadece % 20’si otomobil sahibi, 50-64 yaşta bu oran % 40.

Toplum emekli olmaktan mutluluk duyuyor ve emekli olma düşüncesi onları heyecanlandırıyor.

Ülkemizde emeklilerin yaş dağılımına baktığımızda % 45, 65 yaş ve üstü, % 44, 50-64 arası % 11 ise 35-49 yaş arasında. Emeklilerin % 71’i emekli olduktan sonra çalışmayı tamamen bırakmış. Yaşlılık için SGK emeklilik maaşı dışında bir plana rastlanmıyor. Toplum emekli olmaktan mutluluk duyuyor ve emekli olma düşüncesi onları heyecanlandırıyor. Emekli olabilecek yetişkinlerin yarısı, emekli olunca zaman geçirmekte zorlanmayacağı düşüncesinde. Yaşlanma ile ilgili kaygılar yüksek. Yaşlanmaktan korkuyorum ifadesine en çok 35-49 yaş grubu katılırken, yalnız ve kendini değersiz hissetme eğilimleri 65 yaş ve üstü grubunda daha yüksek. Yaşlılıkta evde vakit geçirme süresi artarken, kadınların neredeyse tamamının eve kapandıkları tespiti var, yaşlıların % 11’i yalnız yaşıyor. % 44 eşiyle birlikte yaşamaya devam ediyor, % 41’i geniş aile içinde. % 21’i çocuklarından maddi destek alıyor, % 26’sı çocuklarına destek veriyor. Ev işlerini kadınların üstlendiği açık, erkekler dışarısı ile ilişkili işlerle meşgul oluyor.

65 yaş ve üstü bireylerin sadece % 34’ü günlük işlerini zorluk çekmeden yapıyor.

Çarşı, pazar, park ve yeşil alanlar tüm yaş gruplarının en çok vakit geçirdiği alanlar. 65 yaş ve üstünde bilgisayara sahip olma oranı % 8 iken, akıllı telefon oranı % 58. Facebook ve Watsapp tüm yaşlarda en fazla ilgi gören sosyal medya uygulamaları. 50 yaşından itibaren internette işlem yapma oranları azalıyor, TV izleme oranı artıyor. Yaş arttıkça hareket azalıyor, obezite artıyor. Giyim, kişisel bakım ve temizliğe daha çok dikkat etme oranı en yüksek yaşlılarda. Yaş ilerledikçe tuz ve şeker tüketimi düşüyor. 65 yaş ve üstünde kronik rahatsızlıklar yaygın, onlara sağlanan toplu taşımada ücretsiz ulaşım imkanı veren uygulama, toplumun yaşlı algısını etkilemiş gözüküyor. Deneyim, bilgelik, aile uğraşlarına zaman ayırmak ve torun yaşlanma algısının pozitif kavramları. Bakıma muhtaç kalmak ve ekonomik özgürlüğe sahip olmamak tüm yaş gruplarının ortak endişesi. Yaşlılara yönelik ayrımcı tutumları yaşlıların kendileri de benimsiyor. Yaşlıların uğradığı ayrımcılıkların farkında olmadıkları görülüyor. Kendini özgüvende hisseden 35-49 yaş grubu. Kendini en çok güvende hissedenler 65 yaş üstü ancak yaşamdan en az mutlu ve memnun olanlar da onlar. Yaşlılarımız bakılması gereken bir toplumsal grup olarak algılanmaktadır.

Bu araştırmayı ve Türkiye Emekli Profili araştırmasını değerlendirip sorunlara çözüm üretmek için geç kalmamak gerekiyor.