Eşitsizlik, Covid 19 ile nasıl değişti?

Ulusal ve küresel düzeyde eşitsizlikle nasıl mücadele edilebilir?

Zengin ve yoksul arasındaki sürekli genişleyen uçurum nasıl etkili bir şekilde daraltılabilir?

Bu sorulara cevap arayan uluslararası yardım kuruluşu OXFAM “2020 Eşitsizliğin Azaltılması Taahhüdü Endeksi’ni yayınladı. Neticeler, eşitsizliğin arttığını vurguluyor. Endeks; vergi ve işçi haklarıyla ilgili daha güçlü politikalarla, eşitsizliğin nasıl azaltılabileceğine tavsiyeler içeriyor. Endeks, 158 ülkeyi kapsam içine alıyor.

Endeks, eşitsizliği azaltmak için hükümetlerin politik taahhütleri yoluyla neler yaptığını izlemektedir. Hükümetlerin, ülkelerindeki zenginler ve yoksullar arasındaki uçurumu azaltmak için önemli yetkileri vardır. Endeks, dünya çapında 158 ülkeyi eşitsizliği azaltma taahhütlerine göre sıralıyor. Eşitsizliği azaltmakta doğrudan ilişkili olduğu kanıtlanan üç alandaki hükümet politikaları ve eylemlerini ölçüyor:

1- Kamu Hizmetleri (eğitim, sağlık, sosyal koruma)

2- Vergilendirme

3- İşçi Hakları

Endeksin dayandığı bu üç temel ayağı birleştiren genel endeks puanında; Norveç 1’inci, Güney Sudan 158’inci sırada, Türkiye’nin sırası ise 87. Kamu hizmetleri statüsünde 82, vergilendirmede 110, işçi haklarında ise 70’inci sıradayız. Orta düzey performans gösteren ülkeler arasında yer alıyoruz. Kamu hizmetleri statüsünde; 1’inci Polonya, sonuncu Güney Sudan. Vergilendirme statüsünde 1.’inci Güney Afrika, sonuncu Bahreyn. İşçi hakları statüsünde ise 1’inci Norveç, sonuncu Nijerya. Endeks, 2017 yılından bu yana yapılıyor, bu yıl açıklanan üçüncüsü.

Covid 19 krizi, dünyada eşitsizlik ölçeğini artırdı

Eşitsizliğin Azaltılması Endeksi (CRI), değerlendirilen her 6 ülkeden yalnızca 1’inin sağlık için yeterince harcama yaptığını, küresel işgücünün yalnızca üçte birinin sosyal korumaya sahip olduğunu ve 100’den fazla ülkede 3 işçiden en az 1’inin hastalık ücreti gibi bir işçi korumasına sahip olmadığını ortaya koymuştur. Eşitsizlik dramatik bir şekilde artıyor. BM tarafından tanınan 195 ülke arasında 158 ülke endekste yer alırken kalan 37 ülke yetersiz veri veya mevcut verilerin kalitesiyle ilgili önemli endişeler nedeniyle endeksten çıkarıldı. Covid 19 krizi, dünyada eşitsizlik ölçeğini artırdı. Kriz, eşitsizliği azaltma ihtiyacını acil kılmıştır. Tüm insanlık için küresel sosyal koruma ve küresel sağlık sigortası şart olmuştur.

Ekonomik ve sosyal felaketlere yol açabilir

OECD ülkelerine baktığımızda, ülkemiz 35 ülke içinde sonuncu. Birinci Norveç’in puanı 1.00 iken bizim puanımız 0.53’tür. Kamu hizmetlerinde birinci 1.00 puanlı Polonya, bizim puanımız 0.40’tır. Vergilendirmede, OECD ülkelerinden Avustralya 0.82 puanla yedinci sıradayken bizim puanımız 0.46’dır. İşçi haklarında; Norveç birinci, biz 0.60 puanla endeks sıralamasında 70’inciyiz. Ülkemiz, kurumlar vergisini en çok artıran ilk 10 ülke içinde yer almıştır. Endekse göre artan eşitsizlik, doğru izlenmez ve irdelenmezse çok çeşitli politik, ekonomik ve sosyal felaketlere yol açabilecektir.

Eğitime erişimde fırsat eşitliği muhakkak sağlanmalıdır

Ekonomik eşitsizliğe, büyük ölçüde özel kişi ya da kurumlara veya kamuya ait olabilen sermayenin mülkiyetindeki eşitsizlikler yol açmaktadır. Tüm ülkelerde kamudan özele büyük servet transferleri ulusal serveti artırmakta ise de, kamu servetini azaltmaktadır. Küresel gelir ve servet eşitsizliğiyle mücadele, ulusal ve uluslararası vergi politikalarında önemli değişimlere gereksinim göstermektedir. Veri şeffaflığına önem verilmeli, artan oranlı vergi getirilmeli ve eğitime erişimde fırsat eşitliği muhakkak sağlanmalıdır. Eşitsizlik, insanların yaşam koşullarını değiştirirken, adalet ve hakkaniyeti de yok etmektedir.

Eşitsizliği azaltmak için ulusal ve küresel seferberlik ilan edilmelidir.

“Asgari vatandaşlık ücreti” uygulaması, eşitsizliğe bir diğer çözümdür. Emekli aylık ve gelirlerinde, asgari alt sınır uygulaması gerekmektedir. Devletlerin eğitim, sağlık ve çevre korunması konularında yatırım yapmaya yeterli kaynaklara sahip olmamaları, mevcut ve gelecekteki eşitsizlikle mücadele etmeyi iyice zorlaştıracaktır. Bu durum fırsat eşitliğini artırma konusunda da zorluk ortaya çıkaracaktır. Kamu servetinin azalması, kamu harcamaları ve sosyal transferler için borçlanmayı, bu da faiz ödemeyi zorunlu kılacaktır. Adalet ve verimlilik açısından, kemer sıkma ve özelleştirme en kötü önlemlerdir. Kamu borcunun azaltılmasını sağlamak için başvurulan enflasyon çözümü, düşük gelirlileri eritmektedir. Döviz artışı, doğrudan maliyetlere yatırım iştahına ve milli gelir kaybına, en çok da gelir dağılımında eşitsizlik ve adaletsizliğe yol açmaktadır. Kayıt dışılık, bir başka önemli sorun olmaya devam etmektedir. Eşitsizliği azaltmak için ulusal ve küresel seferberlik ilan edilmelidir.

Av. Cafer Tufan Yazıcıoğlu