M.Emin Tangören-Halep oradaysa, arşın burada…

 

HALEP ORADAYSA, ARŞIN BURADA…

Sabit ve dar gelirlilerin alım güçlerinin, zaman içerisinde artıp eksildiğini görebilmek zor değildir. Bunun için yapılan temel kıyaslamalarda kullanılan, belirleyici kriterler vardır. Bunlardan birisi ve belki de en önemlisi, değerli metaller sınıfında tanımlanan “Altın”dır. Bir yatırım aracı olmakla birlikte, aslında bütün dünya ülkelerinin ekonomik ölçümlerinin yapılabilmesine olanak sağlayan, bu kıymetli metaldir.

Bizler de, zaman zaman yaptığımız grafiklerle alım gücündeki erimeyi, başta ekonomi yönetimine ve kamuoyuna duyururuz ki, bu konuda tedbirler alınsın, alım gücündeki kayıplar ciddi boyutlara ulaşmadan; emeklilerin, işçilerin ve memurların gelirlerinde düzenlemelere gidilsin. Alım gücündeki erime kıyaslamalarında da öncelikle altın gram fiyatlarını, 12 kg mutfak tüpü fiyatlarını, Dolar kurunu ve benzeri ölçütleri esas alırız.

Bu bağlamda, yapılan hesaplardan sonuncusunu da yine altın gram fiyatları üzerinden gerçekleştirdik. 2004 yılı Ocak ayından başlayarak, 2020 yılı Ağustos ayı ortalamasını baz alan bir tabloda; en düşük işçi emeklisi aylıklarıyla, altın gram fiyatlarını kıyasladık. Korkunç bir tablo çıktı ortaya. Akıllara durgunluk verir, denir ya; işte öyle bir durumdu bu.

 

 

 

 

 

 

 

 

En basit anlatımıyla; emeklinin cebinden, Ocak 2004 – Ağustos 2020 aralığında tamı tamına
16,33 gr. altın eksilmiş.

1999 Depreminin hemen akabinde, yangından mal kaçırır gibi çıkartılan 4447 sayılı kanunla, Dünya Bankası ve IMF’nin ülkelere önerdiği şekilde; emekli aylıkları zaman içerisinde düşürülerek, emekli olma koşulları ağırlaştırılarak getirilen yeni düzenlemenin etkisinin bu boyutlara ulaşacağını, herhalde ülkeyi yönetenler bile düşünememiştir. En basit anlatımıyla; emeklinin cebinden, Ocak 2004 – Ağustos 2020 aralığında tamı tamına
16,33 gr. altın eksilmiş. Üstelik bu sadece 1 aylıktaki eksilme. Yani Ocak 2004’te en düşük emekli aylığıyla 19,58 gr altın alınabiliyorken, aynı taban aylıkla Ağustos 2020’de sadece ve sadece 3,25 gr altın alınabildiği gerçeğiyle karşılaştık.

Aslında geçmişte en düşük emekli aylığının alım gücünde yükselme eğilimi de hemen bu tarihin, yani Ocak 2004’ün akabinde görülmüş. Bu olumlu gelişmeler o dönemde emeklilerimizce de takdir görmüştü ve bu takdir seçim sandıklarında emeklilerin iktidara teveccüh göstermesine sebep olmuştu.

Temmuz 2004’te; yükselen bu alım gücüyle en düşük emekli aylığı alan bir vatandaşımız evine o gün tam olarak 21,43 gr altın götürebilecek duruma gelmişti. Yaklaşık 2 gr daha fazla altın alabilen emekli bu durumdan hoşnuttu. Durmadı. Alım gücü altın karşısında daha da yükseldi. Ocak 2005’te emekli aylığı 23,52 gr altın alır duruma geldi. Yani yaklaşık 2 gr daha fazla altın alır oldu. Haliyle de yüzü gülüyordu. Çünkü 1 yıl içerisinde alım gücü 4 gr daha artmıştı. Bu da; o gün için 364 Lira 78 Kuruş olan aylığında, 59 Lira 78 Kuruş’luk bir alım gücü artışı demekti.
Yetmedi, Temmuz 2005’te bir daha mutlu oldu emekli. Çünkü artık aylığıyla 25,12 gr altın alabilecekti. Yani yine yaklaşık olarak 2 gr daha altın koymuştu, gelirinin alım gücüne. Ancak, 2005’Temmuz’undan sonra tuhaf birşey oldu. Hiç ummadığı şekilde, gelirindeki 6 gr’lık alım gücü yükselişi 6 ay içerisinde eridi ve sadece 1 gramı kaldı elinde. 2006 Yılı Ocak ayı geliriyle sadece 20,09 gr altın alınabildiğini fark etti.

20-25 Gr altınların alınabildiği o güzel günler giderek uzaklaşıyordu.

Üstelik bu daha başlangıçtı. Sonraki 6 aylar içinde zaman zaman küçük yükselişler gösterse de alım gücü giderek eriyordu. Nihayet, 2012 yılı Ocak ayına gelindiğinde, en düşük emekli aylığı sadece 8,57 gr altın alabilir olmuştu. 20-25 Gr altınların alınabildiği o güzel günler giderek uzaklaşıyordu.
Temmuz 2017’de biraz yükselişle; 10,50 gr altın alabilen en düşük emekli aylığı, Ağustos 2020’de 3,25 gr altın alabiliyor. Buna, “soğuk duş etkisi” diyoruz. Bugün için 1500 TL olan taban işçi emeklisi aylığı (ki aslında
gerçek aylık daha düşüktür ve bu yüzden Hazine desteğiyle bu seviyeye çekilebilmiştir) sandıklarda
gösterilen teveccühün anlaşılamadığının en açık göstergesidir.

 

Getirilen yeni hesaplama yöntemleri, adına her ne kadar REFORM denilse de, emekliyi perişan eden bir tabloyu karşımıza çıkarmıştır.

19,58 gr altın alabilen en düşük emekli aylığı seviyesini 25,12 grama yükseltmek elbette takdir edilecek bir başarıdır. Ancak bu seviyeyi koruyamamak ve emeklinin alım gücünün 2004 yılının altına inmesini sağlamak da başarı olarak adlandırılamaz. Bu, emeklinin alım gücünü koruyamamaktır. Ciddi anlamda erimesine göz yummak olmasa bile, seyirci kalmaktır. Dolar bazında bakıldığında erime bu boyutta değildir. 2004 Yılı Ocak ayındaki maaşıyla 272.22 Dolar alabilen emekli, bugün 200.26 Dolar alabilmektedir. Yani bu açıdan bakıldığında da, yaklaşık 72 Dolar’lık bir alım gücü erimesi mevcuttur. Keza erimeyi, diğer kriterlerle de bakıldığında açıkça görebilmekteyiz. Bu durumun en temel sebebi, emekli aylıklarına refahtan pay verilmemesidir. Getirilen yeni hesaplama yöntemleri, adına her ne kadar REFORM denilse de, emekliyi perişan eden bir tabloyu karşımıza çıkarmıştır. Sadece TÜFE’ye endekslenen maaş artışlarıyla, emekliyi sözde enflasyon karşısında korumak bile mümkün olamamıştır. Sözde, diyoruz; çünkü TÜİK tarafından yapılan hesaplamalar da gerçeği yansıtmamaktadır.

Sorun ortadaysa, çözüm de ortada demektir. Bu noktadan itibaren yapılması gereken, öncelikle emekli aylıklarında yıllardır yaşanan alım gücü erimesinin yerine konması ve bundan sonra da emekliye refahtan pay verilmesidir. Ayrıca TÜFE hesaplamalarında kullanılan sepete artık günlük 15-20 TL’yi bulan pandemi harcamalarının ağırlığı da yansıtılmalı ve bu şekilde daha gerçekçi hesaplamalara gidilmelidir.

M.Emin Tangören

TÜED Basın Danışmanı